DUYGULAR BEDENDE KONUŞUR

Kuantum fiziği, madde olarak beş duyu organımızla algılayabildiğimiz yani katı halde algıladığımız her şeyin aslında enerji olduğunu anlatmaktadır. Fiziki bedenimiz, enerji ve ruhsal bedenimizle bir bütün halindedir. Var olan her şey bir ‘TEK’ten OLmaktadır. Bu bilgi bize spiritüellikte, tıpta, fizikte bambaşka algılayış olduğunu göstermektedir.

 

Bu derin konunun bugün sadece duygu ve düşüncelerin enerji düzeyinde bedenimize nasıl etkileri olduğunu göreceğiz. Hastalıklar,  genetik yollarla,  beslenme bozukluğuyla, dış etkenlerle oluşur bilgisinin dışında bugün temel bazı duyguların hangi hastalıklara sebep olabileceğini görecek; hastalıkları düşünce ve enerji düzeyinde anlamaya çalışacağız.

 

Çin kültüründe ‘Chi’ olarak bilinen yaşam enerjisi, vücudumuzda, gözle görmediğimiz, sinir sistemi gibi bir uçtan bir uca dağılan ‘meridyenler’ aracılığıyla dolaşmaktadır. Enerji bedeni olarak da yedi temel enerji noktasından geçerek bedenimiz dengeye kavuşmaktadır.

Enerji hatlarında enerji bloke olduğunda, söz konusu organa giden enerji devresi kapanmış olur ve biriken olumsuz enerjiler zamanla yoğunlaşarak bir takım rahatsızlıklar oluşur.

 

Burada özellikle üzerinde durmak istediğim nokta, negatif duyguların olumsuz etkileridir.

 

**Coşku duygusu; direkt kalbimizle ilişkilidir. Coşku duygusunun tam tersi can sıkıntısı olarak adlandırdığımız duygular kalp ve akciğer fonksiyonlarını etkileyebilir. Kalp sorunlarının zihinsel nedenleri arasında, çoğunlukla sevgi alış verişinin engellenmesi, kalbin endişe, keder, acı gibi duygularla yorulması sayılabilir.  ‘’Ben yeterince iyi değilim. Yaptığım yeterli değil. Asla başaramayacağım’ olumsuz düşüncesi kalbi yorar; kişiyi panik ve yalnızlığa götürür. Dolayısıyla zihin sürekli karışık halde olur.

**Umutsuzluk duygusu ve beraberinde panik duygusu da kalbi etkiler. Psikiyatride panik bozukluk ‘panik atak’ olarak tanımlanır. Buradaki belirtiler, kalp atışının hızlanması, soğuk terleme, zihin karışıklığıdır. Umutsuzluk duygusu sonucu zatürre oluşabilir.

**Endişe ve tedirginlik duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek, çözüm bulamayıp sıkılmak, bunalmak dalak enerjisini bloke eder. Enerji bloke olduğunda da depresyon, huzursuzluk, iştah azalması-artması, bacaklarda halsizlik, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları ortaya çıkabilir.

**Üzüntü hali, yas tutmak da akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirildiği gibi; astım, hayata karşı yaşama isteğinin azalmasıyla da bağlantılıdır. Bunlar, bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında daha çok ortaya çıkabilir.

Göğüsten gelen derin öksürükler, ciğerlerdeki enerji sıkıştığından mutsuzluğun göstergesi olabilir ve kişinin  ‘beni görün, beni dinleyin’ arzusudur.

**Korku, utanç, eleştirilme duygusu böbreklerle eşleştirilir. Uykusuzluk, ülser, tikler, spazmlar, Parkinson, mide hastalıkları, bayılma, iştah sorunları gibi pek çok hastalığı tetikler.

**Suçluluk duygusu, sırt ağrılarına, makat rahatsızlıklarına sebebiyet verebilir.

**Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları, dengesizlik, ciltte sivilceler, kulak ağrısı öfkenin yansımalarıdır.

 

 

Bir enerji noktasındaki denge bozulduğunda, diğer noktalarda bundan etkilenirler. Denge sağlamak için, (çakraları)enerji noktalarını dengeleme, reiki, yoga, meditasyon, dua, namaz, zikir çalışmaları yapılabilir. Akupunktur ve refleksoloji de tedavilerde kullanılan yöntemlerdir.

SEVGİyle…

 

 

AZİZE Yasemin Paşalıgil

Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı

 

 

Paylaş