BIRAKIN UÇSUN TURNALAR

Duyarlılıktan mı, o acıya ortak olduğumdan mı bilmiyorum; sanırım her şey bir kenara insan olduğumdan akan gözyaşlarım… Biri bir gün ansızın ortadan kaybolan evladını arıyor, biri babası yaşında adamla evlendiriliyor, biri güvenilir insanların varlığına inanıp tecavüze uğruyor, biri, biri… Ve binlercesi…

Kadının adının olmadığı yaşamlar bunlar…

Susan, susturulan, susmak zorunda kalan kadınların bedenlerinin yükü, yüreklerinin yükü, ruhların yükü...

Ağızlarından dökülen sözler o yaşanan acıları bıçak gibi sapladı içimize…

Cumartesi annesi: ‘’…kapının önünde bir kemik bulmayı düşledim, bir mezar kazayım diye…’’

Çocuk gelin: ‘’…kara kış gibi geldiler anne…’’

Tecavüze uğrayan: ‘’… o akşam kendime dedim ki, yolda seni üzecek, kalbini kıracak bir şey olursa o gelini ve ufak lekeleri olan gelinliği düşün…’’

 

*****

Turnalar, sevgide bağlılık, dostlukta sebat ve sadâkat anlamını tarif edebileceğimiz vefanın en güzel örneklerini temsil ederler. Anadolu’da yaygın bir inanışa göre turnalar uğur, bereket, mutluluk ve refahın simgesi olan kutsal hayvanlar sayıldığı gibi, saflığın, temizliğin, dürüstlüğün, vefanın, sadakatin, sabrın, sevginin, onurun, özgürlüğün de simgesidirler. 'Kâğıttan Bin Turna Kuşu' efsanesine göre, hasta birisi eğer kâğıttan 1000 adet turna kuşu yaparsa, Tanrılar bu kişinin dileğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır.

2. Dünya Savaşı sırasında kullanılan atom bombasının ardından, radyasyonun etkisiyle lösemi hastalığına yakalanan küçük Japon kızı Sadako Sasaki, bu efsaneyi hatırlayarak hastalığını cesaretle karşılayıp, kâğıt turnaları katlamaya koyulmuş. Katlarken de konuşmuş turnalarıyla:

"Kanatlarınıza 'huzur' yazacağım. Böylece tüm dünyada uçabileceksiniz."

Ancak küçük Japon kızın kısacık yaşamı 1000 turnayı katlamaya yetmemiş. 25 Ekim 1955 günü 644 kâğıttan turnayı, 645'e tamamlayamadan yaşamını yitirmiş. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömmüşler. O günden bu yana turna kuşu barışın simgesi olmuş.

*****

Bu efsaneden yola çıkarak oluşturuluyor  “3 Kadın Bin Turna” projesi.

Kadınların daha demokratik, barışçıl ve eşit yaşama koşullarına sahip olmasına dair dileklerini, gerçekleşmesi umuduyla, yapacağı kâğıttan turna kuşlarının kanadına iliştirirken, 1000 turnanın az geleceği kadar dağlaşmış kadınların dertlerini seyircilerinin de yapacağı binlerce turna ile fısıldıyor.

Umutları, bu fısıltı ağacının tiyatro sayesinde şarkı söylemeye başlayıp, ÇOCUK GELİNLERİN, EVLATLARINI ARAYAN ANALARIN, TECAVÜZE UĞRAYAN HER YAŞTAN KIZLARIN-KADINLARIN, BARIŞ YOLCULUĞUNDA GELİNLİKLERİ KANA BULANANLARIN eski bir masal olarak kalması…

Oyunun Türkiye’nin her kentinde oynaması gerekli bence! Ben izleyen herkesin o acıları yaşayan kadınları, o feryat figan çırpınışlarını, çaresizliklerine kol kanat gerilebileceğini, bir nebze VİCDANI olan herkesin kadına uygulanan her türlü şiddeti durdurmak için duyarlı olacağını umuyorum.

Buruşturulup bir kenara atılmış kâğıt parçaları gibi, yere düştüğü anda unutulan bu hayatlara hangi MERHAMET sahibi duyarsız kalabilir ki!

Bu projeyi hayata geçiren, Tiyatro Tatavla’nın Genel Koordinatörü Tuba Zehra Sağlam’ı; konsept – reji ve koreografiyi hazırlayan Arda Alpkıray’ı; danışmanlığını yapan Eraslan Sağlam’ı; oyuncuları Ayça Bildik, İrem Erkaya ve Yeşim Egemen Özaydın’ı ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Yolunuz açık olsun. 

 

Ülkem kadınına erkeğine, insan olmanın gerekliliği olan sevgi ve saygıyı hep yaşasın diliyorum. Kıymetli kadınlarımız, analarımız, çocuklarımız huzuru işlesinler turnaların kanatlarına ve özgürce uçsunlar…

BIRAKIN UÇSUNLAR…

BIRAKIN ÖZGÜRCE YAŞASIN KADINLAR…

SEVGİyle…

 

 

 

AZİZE Yasemin Paşalıgil

Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı

 

Paylaş