YOLCULUK NEREYE?

Geçen hafta başladığımız tekâmül yolculuğunun özünde var olan kendimiz olma, içsel yolculuğumuzu gerçekleştirme ile ilgili bilgileri aktarmaya devam ederek, bugün Tekâmül Sürecinin nasıl işlediğinden bahsedeceğim.

     Özetle demiştik ki; Kendini Bilen, Yaşamı Bilir! Yani siz içinize dönerek ‘’BEN KİMİM?’’ diye sormaya başlar, ruhunuzla işbirliği halinde olursanız ve yaratılışınızdaki kimliğinize kavuşmaya çabalarsanız mutluluk kapılarını aralarsınız.

Peki, mutluluğu yakalamak için yaşayacağımız tekâmül süreci nasıl işliyor?

     Yaratılış anında, ruhlar âleminde sözler vererek ve seçimler yaparak geliyoruz buraya. Dolayısıyla tekâmül süreci Yaratan ve O’ndan öz’ümüzün (kendimizin) varoluşu ile başlıyor. O’nun bize değil, bizim O’na ihtiyacımız olduğundan kulluk ediyoruz.  Yaratanın bizden istediği en önemli şey; hepimizin BİR’den var olduğu bilincine varmamız ve ruhsal olarak ortak yaşam amacımız mutluluğu tatmamız.

     Bizler kendi tekâmül kaynağımıza uygun deneyimlerden geçeriz. Tüm bu basamakları yaşamamız, tekâmül etmemiz için de bize araçlar verilmiştir. Bunlar ev, iş, araba, anne, baba, çocuk, para, sağlık, inanç, mevki, kişilik, burçlar, eş, sevgili, …vs.dir. Eğer kişi bu verilen araçlara sıkı sıkıya tutunup, yaşamının tek amacı haline dönüştürürse tekâmül dengesi bozulur. O zaman ilk sıraya Allah’ı (İnancınıza göre isimlendirirsiniz: Tanrı - Yaratan - İlahi olan), ikinci sıraya kendini koymayıp; başka bir şeyi koymuş olur.

Örneğin: İşi için yaşayan bir adam düşünelim. Her gününü iş yerinde geçiriyor. Hep daha çok para kazanmak, daha büyük iş potansiyelinde çalışmak istiyor. Dinlenmiyor, ailesine vakit ayırmıyor. Bu kişi, kendisine araç olarak verilen işini para kazanmak hırsıyla amaca dönüştürdüğünde Yaratanın yerine işini koymuş; işini tanrısallaştırmış olur.  Bu durumda hayat sınavları ARACI – AMACA DÖNÜŞTÜRDÜĞÜ konudan,  İŞ HAYATI’ndan olur. Yani sınavı şöyle yaşar: Tam köşeyi döndüm; işimi büyüttüm; çok para kazanıyorum dediği anda işini kaybeder, dolandırılır ya da batar.

     Önemli olan ilk sırada bizi var eden Yaratıcı olduğunu unutmamak. Her şeyin yerini bilmek, onun yerine bunu koymamak!

 Örneğin; hayatını çocuklarına adayan anne modeli düşünelim. Çocukları okusun, başarılı olsun diye her şeylerini önlerine getiriyor. Her gün onlara hizmet ediyor. Meyvelerini bile soyup odalarına götürüyor. Bir dediklerini iki etmiyor. Kendisi neyle mutlu olur, nereye gitmek - görmek ister, hangi konuda becerisi var hiç sorgulamadan hayatının merkezine çocuklarını koyan bir anne! Bu anne kendi değerini, gücünü, yeteneklerini yok saymış; çocuklarının mutluğunu kendi amacı haline getirmiş olur. O zaman sınavını da çocuklarıyla ilgili yaşar.

     Yaratan kullarını öyle seviyor ki, eğer önceliği kendimize vermediysek bize kendimizi hatırlatmak için her türlü yardımı gönderiyor; kullarını uyarıyor. Bunlardan en önemlisi de RÜYALAR! Rüyalar kişiye özel ve çok önemlidir. Rüyadaki semboller doğru bir şekilde yorumlanıp yapılması gerekenler hayata geçirildiğinde denge kurulur. 

     Hayatınızda sürekli benzer olaylarla karşılaşıyorsanız; bir türlü üstesinden gelemediğiniz durumlar var ise işte bunların içinde sizin deneyimlediğiniz tekâmül kaynağı vardır. Hangi kaynağı deneyimliyorsunuz? Sevgiyi mi öğrenmeye; yaratıcılığınızı mı kullanmaya geldiniz? Yoksa diğerlerini mi? Bunu bulup kaynağınızla işbirliği içinde yaşamanız için, hayatınızda neleri değiştirip, hangi davranışları, eylemleri yapmanız gerektiğini tespit edin. En önemli nokta da kaynağınızın bağlı olduğu Esma-ül Hüsna’ları zikrederek o Esmanın etkisinin gerçekleşmesi için içerdiği eylemleri mutlaka yapın.

SEVGİyle…

 

 

AZİZE Yasemin Paşalıgil

Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı

Paylaş