‘ÖZ’E DÖNMEK

İnsanın var olmasındaki asıl amaç, Kendini Gerçekleştirmektir. Kur’an-ı Kerim’in diliyle baktığımızda Fatiha Suresi insanın varoluşunun sebebini çok güzel açıklar. İnsanın tekâmül sürecini anlatan en güzel suredir. Hepimiz ruhsal olarak tekâmül etmek, büyümek, olgunlaşmak için geldik dünyaya. İlahi yaratıcının, Allah’ın özünden yaratıldığımıza göre kendi gerçekliliğimizi yaşamak için bizden istenen en temel eylemi yapmamız gerekir. Yaratana kulluk etmek insandaki var olan potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla olur.  O halde kişi sevgi, merhamet, anlayış, şefkat, akıl, bilgi, güç, yaratıcılık gibi olguları ortaya çıkarmalıdır. Yaratılış gereği aslımızda var olan bu olguları ortaya çıkarırsak mutluluğa ulaşırız. Yapmazsak kendimiz olmaya direnmiş oluruz. Bu durumda da acılar, sıkıntılar, sorunlar ve tabiî ki hastalıklar gelip bizi bulmaya devam eder.

     İnsan asıl kendi gibi olmaya karar verip yaratılış anındaki verdiği sözü hatırlar ve özüne içsel yolculukla kavuşursa, mutluluğu tam anlamıyla tatmış olur. Mutluluğu hep dışarıda arar insanlar. Bilinmelidir ki, asıl mutluluk insanın özünde saklıdır. Elbette mutlu olmak herkesin istediği bir şeydir. Lakin sorunlar, hastalıklar, üzüntüler yaşayarak, mutluluğumuzun önünde bazı engeller oluştururuz. Oluştururuz diyorum çünkü bunların seçimi bize ait. Bunların oluşmasının sebebi, Yaratanın bize verdiği mutlu olma kaynaklarını yani araçları AMAÇ haline dönüştürmemizdir. Seçimlerimizi bize bahşedilen cüz-i irade ile yapıyoruz. Bizim için iyi olanı da kötü olanı da tercih etmek akılla yapılan bir şey. Neyi seçiyorsak da onun sonuçlarını yaşıyoruz.

     Şimdilerde ellili yaşlarını yaşayan kadın, hayat hikâyesini ağlayarak anlattı: ‘’Çok güzel resimler çiziyordum. Öğretmenim bu yeteneğimi keşfetti ve ilerlemem için okulda özel olarak dersler vermeye başladı. Ailem kız çocukları eli boyalı, fırçalı olmaz diyerek erkenden evlendirdiler. Zaman akıp giderken, bir gün öğretmenimle karşılaştım ve güzel sanatların sınavının yakın bir tarihte olduğunu öğrendim. Sınava girdim ve kazandım. Sevincimi eşimle paylaştım fakat bunu yapmama izin vermedi. Bende bu hevesimden vazgeçtim.

Sonraki zamanlarda eşim bana hakaretler etti, şiddet uyguladı hatta aldattı. Sonunda belimden dört kez ameliyat geçirdim. Şu an belimde platin takılı. Artık eskisi gibi ayaklarım güçlü değil. Kaslarım iyice zayıfladı. Bu kaderi verdiği için Allah’a çok kızgınım.’’

     Buradan anlıyoruz ki, Yaratan ona iki yol göstermiş. Biri, yeteneğini kullanıp önüne çıkan fırsatları değerlendirmek diğeri de eşinin sözünü dinleyip, kalbinin sesine kulak tıkamak. Seçim onundu. Yaratan zorla dosdoğru yola, kendi öz varlığını mutlu edecek yola girmesini sağlayamazdı. Dolayısıyla ilişkilerde, iş hayatında, parada, başarıda vs. sonucu belirleyen şey SEÇTİĞİMİZ YOLdur. 

     Her kişi kendi tekâmül yoluna uygun yaşamını oluşturduğunda, deneyimlediği kaynağıyla bağlantıya geçip işbirliği yaptığında ruhsal büyüme yolunda büyük bir adım atmış olur. Ne için yaratıldığını, asıl amacını bulur. Yeteneklerini keşfeder. Hayallerini gerçekleştirmek için önündeki engelleri fark ederek çözüm yolunu kolaylıkla bulur. Tekrar tekrar yaşadığı sorunları, kısır döngüleri ortadan kaldırır.

     Yaşamında yepyeni, aydınlık sayfalar açmak isteyenler artık bir dönüm noktasına gelmişlerdir. Başka bir gözle kalplerine bakmayı öğrenmek, kalplerde olanı görmek isterler. O kişilerin bundan sonra yapacakları şey,  içe dönmeyi nasıl yapacaklarını sormak, araştırmak ve uygulayarak mutluluk kapılarını aralamak olacak.

     Daima hatırlayın:  Kimi dünyada yolculuk; kimi dünyadan yolculuk yapar. Siz hangisini yapıyorsunuz?

SEVGİyle…

 

 

AZİZE Yasemin Paşalıgil

Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı

 

Paylaş