GÜNEŞ DOĞUYOR

 Merhaba sevgili okurlar,

     Bu haftadan itibaren sizlerle mutluluğun reçetesi, yaşamımızda sıkışıp kaldığımız sorunların çözümleri, öz varlığımıza ulaşmanın naif yolları, ikili ilişkiler, hayaller, stratejiler, planlar, hedefler, ruhsal gelişim yolları, kişiliğin temel taşları, adeta bir sınav olan yaşamda yüksek not almanın sırları, rüyaların rehberliği, bedensel, ruhsal, enerjisel rahatlama metotları, korku ve kaygıları yok etme, yaşama güzellikleri çekme, kendini tanıma sanatı, iç potansiyeli çıkarma, yeteneklerin keşfi ve daha pek çok yaşama dair konuları paylaşacağım.

     Konuşacağımız dilin adı SEVGİ…

     Hayatta öyle anlar gelir ki, karar vermek durumunda kalırız. Karar vermek ve bir seçim yapmak! Önümüzde serilmiş pek çok ana cadde, patika yol, ara yol vardır ve hangisinden gideceğimizi bilemeyiz. Her yolun içinde farklı kapılardan geçeriz. Engelleri, taşları çok olan da olabilir; pırıl pırıl bir gökyüzü, sımsıcak güneş ve enfes çiçeklerle bezeli olanı da. Kalbimize sorarız; bize yol göstersin, mutluluk verecek seçimimizi söyleyiversin isteriz. ‘Hangisinden gitmeliyim ki benim için en doğrusunu seçmiş olayım?’ İşte cevaplar da farklı şekilde gelir:  Bazen bir kitapta okuduğumuz cümleyle, bazen bir tabelada, bazen bir resimde, bazen niyetimizden haberi olmayan birisinin dudaklarından dökülen sözcüklerle, bazen de bir rüyayla.

     Seçimlerimizi yaparken, bizim için hayr olanı, sevgi, huzur, mutluluk getirecek olanı seçme niyetinde olmalıyız. Bilmeliyiz ki, her seçim yeni bir başlangıçtır. Ben de bu yazımı yazmadan önce bir seçim arifesinden geçtim. Kararım, siz değerli Anadolu Gazetesi Okuyucuları oldunuz. Yeni bir başlangıçla her kalemi elime alışımda güneşi sizin avuçlarınızda doğurmak üzere sevgiyle merhaba diyorum.

     Hayat öyle güzel sürprizlere gebe ki! Bir sabah uyanıyorsunuz ve o gün sizin yaşamınıza bambaşka kapıların açıldığı bir gün oluveriyor. Birisinin yaşadığı sıkıntıya ortak olup yardım edeyim diyorsunuz; bir bakıyorsunuz o sıkıntı çemberinde etrafınız parlayan yıldızlarla donatılmış. Şans, fırsatlar, güzel umutlar serilivermiş önünüze; hayalinize bir adım daha yaklaşmışsınız. İşte bundandır ki ilahi plana inanmak, yaşamsal mücadeleyi verip ardından tevekkül etmek gerekiyor. Zor günler yaşıyor olabilirsiniz. Pek çok açıdan sizleri sınayan, yolunuzdan, inancınızdan alıkoymaya çalışan olaylar, insanlar, durumlar çalabilir kapınızı. Tüm sınavlara rağmen inancınızı, aileniz ve sevdiklerinizle olan birlik beraberliğinizi kaybetmeyin. Sımsıkı sarılın, kenetlenin. Dokuz kişilik bir aile olsanız da ‘’BİR’’ olmayı başarabilirsiniz. Nasıl mı? SEVGİyle...

     Dr. Masaru Emoto, aynı yerden alınan su örneklerine yazılı ve sözlü kelimelerle değişik niyetler, düşünceler yönlendirmiş ve sonuçta pozitif ve negatif sözcüklerin farklı sonuçlar doğurduğunu, suyun kendi ifadesini değiştirdiğini ispatlamıştır. Dünyanın yarısı sularla kaplıyken bizim vücudumuzun dörtte üçü de sudur. Su,  bizim içinde yaşadığımız dördüncü boyutla ruhumuzun beşinci boyutu arasındaki bağlantıyı temsil eder; hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var oluruz. Gün içinde düşündüğümüz ve söylediğimiz her şey tüm hücrelerimizi etkiler; çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Düşüncelerimizle, sözlerimizle bedenimizi etkileyebiliyoruz. O halde birbirimize söylediğimiz sözcüklerde, ifadelerde sevgi dilini kullanmamız harikulade sonuçlar doğuracaktır.

Kavga eden insanlar neden birbiriyle bağırarak konuşurlarmış biliyor musunuz?

Sevgi dilini kullanmadıkları için kalpleri o kadar birbirinden uzaklaşırmış ki, seslerini duyurmak için bağırmaları gerekirmiş!

Siz ne söylerseniz karşınızdaki kişi de, söylediğiniz kelimelerin gücüyle size yanıt verecektir. Bağırırsanız bağıracak, kızarsanız kızacak, sevgi sözcükleriyle konuşursanız yüreğinde çiçekler açacaktır.

Siz Sevgi diliyle konuşan olun. Çünkü hayat yeniden şekillenir SEVGİyle…

 

 

AZİZE Yasemin Paşalıgil

Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı

 

 

Paylaş