DÜŞÜNCELERİMİZLE YARATMAK

Beynimiz öylesine bir mucizedir ki; biz isteriz, komut veririz, o da yapar. J Bunu iki örnekler anlatmak istiyorum.

     Cuma günü çok sevdiğim bir büyüğümün doğum günüydü. Bendeki yeri öyle ayrı ki;  bu kez çok farklı, değişik, sürpriz bir hediye düşündüm. Sıra dışı hediyeler almayı planladığımda, bazen kurduğum hayali hediyeye çok yakınını bulma şansı yakaladığım yere gittim.  O olmaz, bu değişik değil, bu da değil derken satış elemanı alt raflardan bir kutu çıkardı. ‘Bu çanta düzenleyici belki ilginizi çekebilir’ dedi.  Tamam, bu harika bir hediye olacak diye düşündüm ve aldım.J

Buraya kadar her şey normal. Bunların ‘’Düşünceyle Yaratmak’’ ile ne alakası var diyeceksiniz. Açıklıyorum:

     Sevgili büyüğüm hediyeyi aldı;  açtı;  şaşkın, heyecanlı ve kocaman bir gülümsemeyle  ‘’İnanmayacaksın Yasemin ama geçen hafta kızım bana bir çanta almıştı; içinde hiç gözü yoktu ve  BUNUN İÇİNDE GÖZÜ YOK, KEŞKE PORTATİF GÖZLÜ BİR ŞEY OLSA DA İÇİNE YERLEŞTİREBİLSEM diye düşünmüştüm’’ dedi.  ‘’Canım benim bu tam da inanacağım bir şey; ne güzel düşüncelerinle yaratmışsın işte. Sen istedin ben de bu düşünceni eylemle sana sunan oldum’’ dedim.

Şimdi anlıyor musunuz? Düşüncelerimizle işte böyle yaratıyoruz. Önce istiyoruz sonra önümüze çıktığında şaşırıyoruz.

 

Elbette ki bu güzel bir örnek.  Peki, olumsuz düşünceyle nasıl yaratıyoruz görelim:

 

     Yedi gün, hiç tatil yapmadan, dinlenmeden, durmadan çalıştığım günlerdi. Tüm gün işyerinde, akşam da evde minik kızımla ilgilenmem gerekiyordu. Ben mi? Bana vakit hiç yoktu. Önce iş, önce çocuğum, önce ailem… Yani BENin sonraya kaldığı, yorgun ve de mutsuz günlerimden birinde yatmadan önce içimden aynen şu cümleyi söylemiştim:  ‘’Öyle yorgunum ki artık sabah kalkıp işe gitmek istemiyorum; keşke şu yataktan günlerce çıkmasam da hep uyusam.’’

Sabah uyandığımda, daha doğrusu kalkamadığımda ilk başta ne olduğunu anlayamadım. Belim tutulmuştu. Sağdan sola dönemiyordum. Acıyla kıvranarak yatak odamın yanındaki banyoya gidebilmek için yarım saat uğraştım. Sonrası, hastane, MR çekimi: Üç tane fıtık teşhisi… İğneler, 21 günlük fizik tedavi… 

Bu telaşın içinde neler olduğunu hemen idrak edemedim. Birden belimde bu kadar fıtığın oluşmasına anlam verememiştim. Evet, beni fiziken zorlayan bir işim vardı ama bir gecede nasıl oldu bu fıtıklar?  Ağrılarımın hafiflediği bir gece düşünmeye başladım ve fark ettim ki, o gece yatmadan önce söylediğim söz ertesi sabah önüme altın tepsiyle sunulmuştu. L  Sonucunda da beynim verdiğim bu komuta bir cevap aradı; ’yataktan hiççıkmasam’ ın karşılığı yatakta geçirilecek bir hastalık olarak bana sunuldu.

 

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Eminim siz de bu yazıyı okuduktan sonra hayatınızdaki bazı olayları düşünüp fark edeceksiniz ki, işte onların hepsini siz oluşturmuşsunuz.

 

Aklınızdan ne geçiriyorsunuz, dilinizle ne söylüyorsunuz?

İki yaşanmış örnekten de görüleceği üzere ne istediğimize dikkat etmeliyiz.

 

Unutulmaması gereken bir şey var ki iyi ya da kötü tüm düşüncelerimizle biz önümüze bir hayat çıkarıyoruz. Korku, kaygı, endişe, hüzün mü olsun hayatınızda yoksa neşe, sevinç, mutluluk huzur mu? Her şey bizim elimizde.

BENCE GÜZEL ŞEYLER DÜŞLEYİN…

BEN ÖYLE YAPIYORUM :) :) :) 

 

 

AZİZE Yasemin Paşalıgil

Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı

 

 

Paylaş