ÇOCUK SÖZLE DEĞİL; GÖZLE EĞİTİLİR! AİLE-OKUL-ÇOCUK ÜÇGENİ RÖPORTAJI

ÇOCUK SÖZLE DEĞİL; GÖZLE EĞİTİLİR! 

AZİZE YASEMİN PAŞALIGİL İLE

AİLE-OKUL-ÇOCUK ÜÇGENİ RÖPORTAJI

 

  1. Kendinizi tanıtır mısınız?

1976 Eskişehir doğumluyum. Bir kız annesiyim. Meslek hayatımın 20. Yılındayım. 3 üniversite 3 ayrı bölüm okudum.  Aile şirketimizdeki mühendislik ve yöneticilik tecrübelerimin yanında insan psikolojisine merakımla almış olduğum eğitimler akabinde kendi danışmanlık şirketimi kurdum.  Eğitmenlik, kişisel ve ruhsal gelişim danışmanlığı, bilinçaltı temizliği uygulayıcı ve eğitmeni olarak görevimi sürdürüyorum.

 

      2. Yaptığınız danışmanlık ve amacı nedir?

İnsanın durumunu anlamayı ve onu iyileştirmeyi amaçlıyoruz. İnsan davranışlarının altında yatan sebepleri ve bu davranışlardaki bozuklukların, çarpıklıkların ve yanlışlıkların sağlıklı bir şekilde anlaşılır, açıklanabilir ve çözümlenebilir hale getirilmesine yardımcı oluyoruz.  Nihai amacımız;  İnsanın zihinsel – bedensel – ruhsal olarak sağlıklı olmasına yardımcı olmaktır.

     

      3. Kişiler size en çok hangi sorunla geliyorlar?

Aile ilişkileri, ebeveyn – çocuk – okul sorunları, stres, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite, başarısızlık, özgüven eksikliği, kaygı, baskı, korkular, fobiler, para sıkıntıları, değersizlik, stres, mobbing, taciz, istismar, gelecek kaygısı, geçmiş takıntıları gibi sorunlarla daha çok karşılaşıyoruz.

     

      4. Aile içinde anne, baba, çocuk ilişkisi nasıl olmalıdır?

Evde çocuklar üzerinde kontrolden, baskıdan ziyade sevgi ilişkisi kurulmalıdır. Genelde aileler çocuğun kararlarına güvenmiyor. İsteklerini,  hayallerini umursamıyor. Kendi yapamadığını çocuğu yapsın istiyor.  Her şeyden önemlisi çocuklarımız için mutlu bir gelecek istemeliyiz.

 

     5. Ebeveyn çocuk arasındaki en önemli sorun nedir sizce?

Gelende okuldaki, dershanedeki başka çocuklarla, arkadaşlarıyla kıyaslamalar çok yapılıyor. Oysaki her çocuk değerli, özel ve biriciktir.  Birbiriyle kıyaslanan çocukta değersizlik ve güvensizlik sorunu oluyor. Aile ve çocuk arasındaki temel sorun ailenin kendi ihtiyacını çocuğunun ihtiyacından önde tutması. Her şeyin en iyisini çocuğunun yapmasını isteme, mükemmellik beklentisi. El âlem ne der diye hareket ederek çocuğa baskı yapması.  Çözüm çocuğu değiştirmek değil; ailenin kendini değiştirmesidir.

 

     6. Peki, çocukların sağlıklı gelişimi için nasıl davranmalıyız?

 İnsanlar diğer insanlar tarafından yargılanmaktan korktuğu için mükemmeliyetçi davranmaya çalışır.  Başkalarının ne dediğini önemseyen, bu endişeyi taşıyan ebeveyn önce kendindeki yargılanma korkularını gidermelidir.  Ailenin beklentisi varsa, çocuk başarısızlıktan korkar ve dolayısıyla başarı davranışı sergileyemez. Çocuklar gözlem yaparak ve modelleyerek öğrenirler. O yüzden ‘’bu çocuk da bunları nerede öğrendi ki’’ diyerek çocuğa kızmak yerine anne babalar nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyorsa önce kendi davranışlarını değiştirmelidirler. 

 

     7. Nasıl çocuk yetiştirmeliyiz o halde?

Çocuğu herhangi bir modele göre şekillendirmek yerine, onun düşüncelerine saygı duyarak, onu anlayarak, dinleyerek oluşturulan sevgi dolu bir ortamda çocuk özgüven içinde gelişir. İnsanlar duyduklarına değil, gördüklerine inanır diye bir söz vardır. İşte çocuk yetiştirmede de böyle bir durum var:  Çocuk sözle değil; gözle (davranışla) eğitilir. Yani çocuk anne ve baba davranışlarını kopyalayarak öğrenir. Kontrol mekanizmasına göre çocuk yetiştirildiğinde baskı çok olur. Bu durumda da güven azalır. Güven azalınca da ilişkiler zayıflar. Güven üzerine kurulan ilişki modelinde anlaşılmak, birbirini anlamak ve dinlemek esastır.

 

     8. Ebeveyn çocuk ilişkisi nasıl olmalıdır?

Gerçek ebeveyn çocuk ilişkisinde güven- saygı- anlayış üçlüsünün üzerine kurulmalıdır. Elbette ailenin içinde belirlenmiş mutlak ortak DEĞERLER olmalıdır. Her bir aile ferdi bu değerlere uymalıdır. Sevgi esas alınmalıdır.

 

     9. Mesajınız nedir?

Ebeveynlerin (ve tabii öğretmenlerin de) çocuğun hangi öğrenme metoduyla(görsel-işitsel-dokunsal) bilgiyi öğrenebildiğini bilmesi ve ona göre davranması çocukların eğitim hayatlarını kolaylaştıracak ve iletişimlerini güçlendirecektir. Sınıfta, evde çok hareketli olan bir çocuk hiperaktivite ile karıştırılabiliyor. Oysaki bu çocuk görsel temsil sistemini kullanarak öğrenen bir çocuksa bu denli hareketli oluşu normaldir. Bir tanı koymadan önce her çocuğun öğrenme şekli belirlenmeli ve hem okulda hem evde buna göre davranış sergilenmelidir. Bu bilgi olmadan verilen eğitim hayatı en başından başarısızlıklara neden olmaktadır.

Okullar biterken ailelerin çocuklara karne hediyesi vermesi konusu da çok önemli: Bu zaten çocuğun görevidir. Ders çalışmak öğrenmek, okumak çocuğun sorumluluğundadır. Onun bunu başarması sonucu takdir getir sana bisiklet alacağım diye teşvik etmek ve sonuçta ödül vermek oldukça yanlıştır. Çocuk görevi sorumluluğu olduğu için değil de, sonunda hediye olduğu için çalışır. Hediye gelince de hevesi biter. Her yeni dönem için yeni bir hediye belirlemek gerekir. Çocuklara sorumluluklarını en başta anlatmak ve bu sorumluluğu üstlenmeleri için yol göstermek şarttır.

 

     10. Eskişehir de yaşamaktan memnun musunuz?

Şehrimde hizmet vermekten ve yaşamaktan ziyadesiyle mutlu ve huzurluyum.

 

 

 

20 ŞUBAT 2017

SAKARYA GAZETESİ GÖNÜL ÖKTEM RÖPORTAJI 

 

 

 

Paylaş