GÖNÜL KONUĞU; AZİZE YASEMİN PAŞALIGİL'i ağırladı...

23.02.2015 GÖNÜL ÖKTEM RÖPORTAJI

GÖNÜL KONUĞU'nun bu haftaki misafiri Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı AZİZE YASEMİN PAŞALIGİL.

Toplumu oluşturan kişilerdir. Kişiler nasıl olursa toplumda öyle olur. Başarılı, mutlu, gelişimci, paylaşımcı; ya da hiddetli, şiddetli, saldırgan.

Ne yazık ki günümüzde öyle kişiler olduğu gibi, onlarla gurur ve mutluluk duyduğumuz gibi; diğer kişiler de bizi öylesine üzer öylesine yıpratır ki... Söyleyecek söz bulamayız, keşke, keşke der dururuz...

Acaba herkesin kişisel ve ruhsal gelişimi var mıdır? Gelişmek kaç yaşında başlar. Davranış olarak en önemli sorun nedir? İşte bu konudaki tüm sorularımızı Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı Azize Yasemin Paşalıgil'e sorduk. Bakın danışman Paşalıgil sorularımızı nasıl yanıtladı; bizleri nasıl aydınlattı...

 

 

 

Kolay gelsin. Söyleşimize, sizi tanıyoruz ama bir kez de sizden sizi öğrenebilir miyiz?

1976 Eskişehir doğumluyum. 1997 yılında Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 2001 yılında aynı üniversitenin Tarım Ekonomisi bölümünde Gıda İşletmeciliği ve Ekonomisi üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Şimdi St.Clements Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimimde tez aşamasındayım.

Kendimi keşfetmek üzere çıktığım yolculukta bir gün hocam bana elimde çok sağlam bir özgeçmişim olduğunu, bu donanımlarımla ve üzerine katacağım koçluk eğitimlerimle artık rehber olmamın zamanının geldiğini söyledi. İlim ve bilimi birleştirmek gerektiğine inancım her zaman vardı. Aldığım eğitimlerle, yaşamsal tecrübelerimi, kuantum biliminin içselliğini, Kur’an-ı Kerim’in rehberliğini ve öz’ümle birlikte rehberlik etmek için yola çıktım. AYP Danışmanlık – Kişisel Gelişim Merkezi’mi kurdum.  Kurumsal danışmanlık, kişisel ve ruhsal gelişim danışmanlığı, yaşam koçluğu, öğrenci koçluğu, rüya koçluğu yapıyorum. Bunun yanı sıra merkezimizde alanında uzman diğer eğitmenlerimizle Kuantum düşünce sistemi, Tasavvuf eğitimi, Kuantum touch, Doğum tarihi ve yönlerle kişilik analizleri, İlişki analizleri, Astroloji, Reiki, NLP teknikleri, İlahi Dokunuş ve meditasyonlar yapılmaktadır.  

 

 

Önce Kişisel ve Ruhsal Gelişim Danışmanı nedir? Kısaca bilgilendirir misiniz?

İnsanların kendilerini tanımaları, yeteneklerinin farkına varmaları ve bunları yaşamlarına uygulayabilmeleri, iç dünyalarındaki öz varlıklarıyla-ruhlarıyla bütünleşmeleri,  iç seslerini duymaları, farklılıklarını ortaya koyabilmeleri, bilinçaltlarındaki olumsuz düşünce, yargı ve inanç kalıplarını değiştirerek olumlu yeni düşünce, yargı ve inanç kalıplarını benimsemelerini sağlayan kişidir.

Bununla birlikte, başkalarıyla ilişki kurmada doğru adımlar atmayı gösteren, hedeflerine ulaşmak için yol haritasını hem stratejik hem de kişinin kendiyle özdeşleştirerek oluşturan, motivasyonunu arttıran, farkındalığını arttırarak yaratıcı düşünmelerini sağlayan, yaptığı işte başarıya ulaşacak yolları gösteren, kişinin içindeki gerçek potansiyellerini ortaya çıkararak hayatını mutlu ve keyifli sürdürmesine rehberlik eden kişidir.

 

Peki, Herkesin kişisel ve ruhsal gelişimi var mıdır? 

Kişisel ve ruhsal gelişim insanın çok yönlü geliştirmesini amaçlar. Kişisel gelişim insanın sosyal hayatında, iş hayatında, özel hayatında onu daha etkili, daha verimli, daha güçlü kılarak yaşamına yön vermeyi sağlar. Ruhsal gelişim ise kendi iç dünyasında benliğiyle bütünleşmesi, asıl olmak ve yapmak istediği haline dönüşmesine fırsat verir. Farkındalığını arttırır, yaşam amacına ulaşmasını ve bunu hayatına aktarabilmesini sağlar.

Kişisel ve ruhsal gelişimde bazı fonksiyonel temel esaslar vardır ve bunlar üzerinde çalışılır. Düşünce, düşünce gücü, enerji, beyin, bilinç, bilinçaltı, arzu, hayal gücü, alışkanlıklar, ilkeler, olumlu düşünce, dönüşüm, uyum, tavır, özgüven, amaç, inanç, fizyoloji, tutum, davranış, değişim, değerler sayılabilir. İsteyen herkes ya tecrübe edinerek ya da önceden bazı yöntemleri öğrenerek kendini hızla yenileyebilir, geliştirebilir, olgunlaştırabilir, daha ileriye taşıyabilir. İlk adım kendini tanımayı istemektir.

 

Kişisel ve ruhsal gelişimi olmayan nasıl anlar?

Kişinin hangi alanlarda, ne durumda bulunduğunu belirlemesi ve eksik olduğunu düşündüğü alanlarda kendini geliştirmeye karar vermesi kişisel gelişim sürecinin başladığı andır.

Kişisel gelişim her insanın şu anki hal ve durumundan kendisinin en yüksek hal ve durumuna geçiş yapmayı bilinçli olarak istediği anda başlamış olur.

 

Peki, bireyin zihinsel gelişimi kaç yaşında başlar?

Bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerimizle birlikte kendimizi tanıyıp, kendini geliştirme ilkelerini öğrenerek kişisel gelişimimizi başlatabiliriz. Bedensel gelişim doğum öncesinden başlayıp 18-20 li yaşlara kadar insan bedeninde görülen değişim ve olgunlaşma sürecidir. Zihinsel özellikler bireyde gelişen anlama ve yorumlamayla ilgili niteliklerdir. İlk başlarda, son derece sınırlı olan zihinsel faaliyetler, zamanla gelişir ve olgunlaşır. Bireyin bu zihinsel gelişimi onun hem doğuştan getirdiği özelliklere, hem de çevresiyle etkileşimlerine bağlıdır. İlkel kavramlar 2-4 yaş arasında; sezgisel düşünme 4-7 yaş arasında; somut düşünme 7-11 yaş arasında; soyut düşünme 11 yaştan sonra gelişir.

Kişinin; etkiye en açık öğrenme, olgunlaşma yoluyla şekillenen ve en çok şahsına özgü niteliklerinden olan ruhsal özellikler üzerinde kesin konuşulması güç olan bir alandır. Her bireyin ruhsal özellikleri, diğerlerine göre farklıdır; fakat bireyler, bu özelliklerini oluşturan duyguları nispeten ortak yaşarlar. Bireylerin diğer insanlarla örtüşen yanları duygularıdır. Bu duyguların oluşturduğu bütün, her birey için tektir ve kimse kimsenin tıpa tıp aynısı değildir. Bireyin ruhsal özelliklerinin oluştuğu esas dönem, okul öncesi çağdır. Bu dönemde temel kişilik özellikleri gelişir. Bu yüzden bireyin eğitimindeki en önemli dönem, okul öncesi yaşlardır.

 

Kişisel ve ruhsal gelişimde bilinçli miyiz? Nasılız?

İnsanlar artık kendi farklarını ortaya koymak adına daha bilinçliler. Bana, her geçen gün artarak   ‘’Ben kim olduğumu öğrenmek, kendimi keşfetmek, iç dünyamdaki aslımla buluşmak istiyorum’’ diye geliyor insanlar.  İlişkilerinde yaşadıkları sorunların çözümü için; iş hayatındaki sıkıntılara çözüm bulmak için; enerjilerini tazelemek için; sınav öncesi öğrenciler motivasyon sağlamak için; sınav kaygısı, paniği, kontrol güçlüğünü yenmek için;  hedeflerine ulaşmada yol haritasına kavuşmak için; rüyalarının onlara nasıl rehberlik yaptığını anlamak ve öğrenmek için; korku, kaygı, endişelerinden nasıl kurtulacaklarını öğrenip ferahlamak için; bolluk-bereket-parasal sorunlarındaki blokajları çözümleyebilmek için;  her türlü iletişim sorunlarını giderebilmek, kendini doğru ifade edebilmeyi, rahat olmayı öğrenmek için merkezimizde bizden danışmanlık talep ediyorlar. 

 

 

Davranış olarak en önemli sorun nedir? Biliyorsunuz son günlerde bizi toplum olarak üzüntüye, acıya garkeden bir olay oldu. Ne dersiniz bu davranışa?

Şu an ülkemizde de yaşadığımız çok önemli davranış bozuklukları var. Buna girmeden şu bilgiyi vermek istiyorum ki daha iyi anlaşılabilsin: Psikolojiye göre zihnimiz İd, ego ve süperego dediğimiz katmanlardan oluşuyor. Zevk temelli istekler ve aşırı ısrarcı temel enerjinin çıkış noktası id yani temel ve en ilkel benlik. Bunun ana kaynağı cinsellik, açlık gibi ihtiyaçların en bencilce doyurulmasıdır. Hazın doyumu ilkesine göre çalışır. Hiçbir sosyal kuralı önemsemeyen ilkel benliğimizin tek istediği, isteğinin anında yerine getirilmesidir. Ego ise bu ilkel benliğimizin isteklerini gerçeklikle karşılayan, çeşitli savunma mekanizmaları ile dengeleyen birim. Süperego, tabuları ayakta tutan, kültürel adetlerin içselleştirilmiş bir sembolü.

Şimdi bu kavramlardan sonra şu an ülkemizde de yaşadığımız insanın kanını donduran olaylara gelecek olursak;  Özgecan’a bu vahşeti yapanlar ilkel beyinleriyle hareket etmiş, hiçbir şekilde olgunlaşamamış, gelişememiş, insani değerleri taşımayan, ailesinden, çevresinden sevgi görmemiş, bunu yaşamamış, normaldışı davranış sergileyen, kişilik bozukluğu olan canlılar.

Sevgisizlik en önemli sorun. Bu kişiler özellikle anne-babalarından sevgiyi görmemiş oluyorlar. İnsan olmanın değerini, merhameti, yaratılana yaratandan ötürü saygı duymayı öğrenmiyorlar. Bahşedilen canı Allah’tan başkasının almayacağını, imanı, inancı, öğrenmiyorlar. Bunlar yaşamın anlık zevklerden oluştuğunu, dünyanın kendi etrafında döndüklerini sanan, sevgiden yoksun insanlar. Zaten görüyoruz ki Özgecan’a bu barbarca davranışı yapan kişiye babası yardım ediyor. Buna anlatacak daha çok şey yok! Çocuk ailede neyi görürse onu uygular. Ahlaki değerler öğretilmeli çocuklara. Topluma zarar veren bireyler yerine faydalı gençler yetiştirmek öncelikle aile içindeki eğitimle olabilir. Tabiki bu değerler daha sonra okul hayatında da anlatılmalı, öğretilmelidir. Aile içinde şiddet varsa, her türlü istismar varsa çocuklar saldırgan ve şiddete daha meyilli olur.

 

Neler söylemek istersiniz?

İnsan değerlidir. Başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan, sadece insan olduğunuz için bu değeri zaten hak ediyorsunuz. Yani herkes gibi siz de biricik ve eşsizsiniz. Her türlü özen ve güzelliği fazlasıyla hak ediyorsunuz. Kişisel gelişim süreciniz için atılacak ilk adım, kendi kıymetinizin farkında olmaktır. Ruhsal, zihinsel ve bedensel anlamda kendinizi değerlendirmeye tabi tutarken, bu gerçek asla göz ardı edilmemelidir. Kişi, kendisini ve çevresindekileri hak ettikleri değer içerisinde görmelidir. Bundan sonra gelecek olan aşama, kişinin kendisi ile kuracağı olumlu diyalogdur. Zihinsel, bedensel veya ruhsal özelliklerinizi değerlendirirken, yargılama değil algılama çabası içerisinde olmak gerekir. Gelişim sürecinin başarısı hoşgörü ve olgunlukta yatar. Hiçbir birey hatada ve eksiklikte yalnız değildir. Her insanın yetemediği yetişemediği durumlar söz konusudur. Bu nedenle hatalar ya da eksiklikler bireyin önünde aşılmaz bir dağ oluşturmamalıdır. Kişi bu yetersizliklere takılıp kalmamalıdır. Birey eksikliklerini olgunluk ve hoşgörü içerisinde yeniden şekillendirip, daha iyiye yönlendirmesi gerektiğini unutmamalıdır. Varlıklarını kabul edip onları güzele ve iyiye doğru işlemelidir. Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz.

 

Peki,Mesajınız nedir? Birkaç cümle ile lütfen.

Özellikle anne-babalara çocuklarını yetiştirirken sevgi temelli değerler vermelerini rica ediyorum. Kendinizi sevin, eşinizi sevin, aileleri sevin, çocukları sevin, akrabaları, arkadaşları sevin, hayatı sevin…. Yola önce kendi yaratılışınızdaki mucizeyi görerek, kendinizi keşfederek, kendinizi severek başlayın…Kişi kendini sevmeden bir başkasını sevemez. Kendi iç dünyasıyla çatışan birey dışarı mutluluk saçamaz. Kişinin kalbinde ne varsa yüzüne, gözlerine o yansır.

Eskişehir’den memnun musunuz?

Evet, Eskişehirli olarak kendi memleketimde yaşamak ve öncelikle şehrime sonra da ülkemin insanlarına faydalı olmak beni mutlu kılıyor; Onurlandırıyor.

 

Paylaş